23/04/2012
by Zeynep
2 Comments

Şarap ve Yemek, Sordular Seni, Neredesin?

Geçtiğimiz yıl beni sormuştu bu ikili.  Bir yaz akşamı Çeşme-Tuval restoranda birlikte olmuştuk. Enfes bir akşamdı. Şarap uzmanları, yazarlar arasında, çeşitli üzümlerden üretilen şarapların tadına doyamamıştık diyebilirim. Her şarapla ikram edilen ayrı ayrı yemeklerin de elbette. Üzüm çeşitlerimizi öğrenmiş, onlardan üretilen şarapların soframıza gelinceye dek neler geçirdiğini dinlemiş ve hatta şarap bardağı nasıl tutulura kadar da deneyimlemiştik.

İşte yine sizi böyle bir akşam bekliyor ! “Şarabı ben sadece içerim” demekle yetinmek istemiyorsanız eğer, bu yıl üçüncüsü düzenlenen “Buzbağ ile Efsane Gurmelerini Arıyor” yarışmasına sizleri davet ediyorum.

Türkiye’nin en köklü şarap markalarından Buzbağ, 1944 yılından bu yana Elazığ yöresinde yetişen Öküzgözü ve Diyarbakır yöresinde yetişen Boğazkere üzümleri ile Elazığ’da Kayra Şarap Üretim Tesisi’nde yüksek kalite ve özenle üretilmektedir.  Buzbağ ismini, Elazığ’daki Harput Bölgesi’nde bulunan Buzluk Mağara’sından almaktadır. Buzbağ, bu toprakların efsane şarabı.

Buzbağ, “Efsane Gurmelerini Arıyor” yarışması ile her yıl İstanbul ve Türkiye’nin çeşitli illerindeki şarapseverler ve blog yazarlarına çağrıda bulunarak, kendi şarap uzmanlarının liderliğinde üzüm ve şarap türleri, yemek-şarap eşleştirmeleri ve şarabın tarihini kapsayan yemeklerle katılımcıların yeme-içme konusunda unutamayacakları bir deneyim yaşamalarını sağlıyor. Yarışmada seçilen katılımcılar, Anadolu’nun yemeklerini Buzbağ ile yeniden keşfediyorlar.

Bu yıl, “Efsane” bir değişikliğe giderek sizlere gurmeliğe ilk adım fırsatını tanıyan akşamı, yemek bloggerları ile işbirliği içersinde gerçekleştirmektedir. Daha önce  Ayşem Öztaş, “Peçeteden Notlar” Hilal Dokuyucu  “Sağlıklı Mutfak” , Oburcan ve Aylin Türkşen Aysel  “kuzinedekizaranekmek”  gerçekleştirilen yemeklerin beşinci bacağı İzmir’de benim moderatörlüğümde yapılacaktır.

İzmir için başvurularınız 23 Nisan – 06 Mayıs  tarihleri arasında alınacaktır. Başvuru için bu sayfayı  ziyaret etmeniz yeterlidir.

Jüri üyeleri; Kayra Wine Center Müdürü Cüneyt Uygur, Kayra Wine Center Eğitim Müdürü Ayça Budak,  Buzbağ Marka Müdürü Ahmet Yüce ve Mey İçki Kategori Geliştirme Müdürü Ceylan Ayık başvuruları değerlendirip katılımcıları belirliyor. Ondan sonra yapacağınız ise 17 Mayıs akşamı sevdiğiniz biriyle birlikte yemeğe katılmak, o akşamın keyfini çıkartmak olacaktır.

İzmir’deki yarışma tarihleri size uymuyorsanız, üzülmeyin, son yemek 14-28 Mayıs tarihleri arasında başvuruları alınacak Gabriela Olaru “Dijist”  moderasyonunda gerçekleştirilecektir.

 

Herkese şimdiden bol şans! 17 Mayıs akşamı görüşmek dileğiyle !

 

Efsane Gurmelerini Arıyor Ana sayfa linki: http://www.efsanebuzbag.com/s/ega.html

İzmir için başvurularınızı yapacağınız link : http://www.efsanebuzbag.com/s/zeynep-braggiotti.html

 

 

 

 

06/03/2012
by Zeynep
0 comments

Annen gibi misin?

Küçükken, henüz yaşamınızın şekil almaya başladığı dönemlerde, siz de kendinize demiştiniz değil mi;

“Asla annem gibi davranmayacağım kendi çocuğuma!”

En nefret ettiğim zamanlar; sınavlardan düşük not aldığımda akşam eve gelecek olan anneme nasıl söyleyeceğim diye mideme ağrılar girdiği zamanlardır. Şimdi bile o anların üzerimdeki etkisi hafiflemiş değil gibi, düşündüğümde midem ben buradayım diyor.

Yaptım evet, ara karne üzerindeki kırık notu makul bir seviyeye çektim. Silgiyi tükürüğümle ıslatıp, tükenmez ile yazılmış, gözüme batan notu silmiş. Kağıdı hırpalamadan, sonra da alabileceğimi düşündüğüm notu bir güzel konduruvermiştim o karne üzerine. Annemi kandırırım düşüncemi işte tam da o gün defetmiştim aklımdan. Yemedi elbette. Hani kırık notu söylesem belki de bu kadar kızmazdı. “Şimdi bu karneyi okula nasıl götüreceğim”in stresi ile yerçekimine ayak uydurmuş omuzlarımla odama dönerken, içimden kendime okkalı bir küfür attığımı tahmin etmek zor olmasa gerek.

Sayısal bölüm bana uygun olmamasına rağmen bilinçsizce yürüdüğüm orta ve lise yıllarında hep bu sıkıntıyı çekmiştim. Sizin anlayacağınız, 5’ten şaşma 6’yı aşma kıvamında geçti öğrencilik hayatım.

Şimdi dönün bir geriye bakın bakalım, değeri var mı? Unutuldu gitti…

Yazının ilk cümlesini bir daha okuyun lütfen. İşte o cümleyle buluştuğum nokta. Kızım teker teker okul basamaklarını çıkmaya başladı. Şimdilerde tüm okul hayatının son şeklini vereceği evresinde. Başından bu yana annem ile aynı davranmadım kızıma notlar için. Gerçi, çok da bizi yormadı bu konuda ama yine de -maalesef kız anasına çeker – kızımın da sayısal ile arası iyi değil. Annem ile tek farkımız; kızım sınavlarda yapamadığını ve kırık geleceğini açık yüreklilik ile söylüyor bize. Benim gibi tırsık değil çok şükür! Öyle ki, onun canı benden daha çok sıkılıyor. Stresleniyor, kendine kızıyor. Boşvermesini, bu kadarının yeterli olduğunu söylesem de ikna edemiyorum onu.

Hayatın sadece sayısaldan ibaret olmadığını anlatmaya çalışıyorum. Önemli olanın, kendisi için en doğrusunu seçip bu yolda yürümek ve yürürken o yolda istediği ve sevdiği için yorulmak olduğunu söylüyorum. Sanıyorum, o da benim yaşlarıma geldiğinde anlayacak bazı şeyleri.

Anlatarak, söyleyerek değil yaşayarak öğreniyoruz bu hayatta.